Her yıl, ardında sadece geçen günleri değil; duyguları, suskunlukları, kayıpları, tanıklıkları, inkârları ve yeniden doğuşları bırakır. Zaman dediğimiz şey, nötr değildir. Hiçbir yıl sadece “bir yıl” değildir. Kimisi bir çöküştür. Kimisi bir direniş. Kimisi görünüşte sessiz ama içten içe devinen bir kopuştur. Ve işte bu yüzden, her yılın ardında bir hafıza vardır.
Bu hafıza bazen çok açık, bazen özenle bastırılmıştır. Bazen bir manşettedir, bazen de arşivin tozlu dipnotlarında. Kimi zaman bir çocuğun okulda yaşadığı bir ayrımcılık anında, kimi zaman bir annenin mektubunda, kimi zaman da bir öğretmenin isimsiz dosyasında saklıdır. Bu izler birikir. Sessizce. Üstü örtülse bile oradadır. Ve bir gün, dile gelirler. Çünkü hiçbir hafıza sonsuza dek gömülü kalmaz.
Biz, bu platformda sadece geçmişi anlatmıyoruz. Çünkü geçmiş dediğimiz şey, sadece olup bitmiş bir olaylar dizisi değil. Yaşanmış, ama çoğu zaman da unutulmuş ya da unutturulmuş bir mücadele alanıdır. Her yılın içinde yarım kalmış hayatlar, bölünmüş cümleler, tamamlanamamış adalet hikâyeleri vardır. Ve biz, tam da bu noktada devreye giriyoruz: Kayda geçmeyeni kayda almak, görünmeyeni görünür kılmak, söylenememişi anlamaya çalışmak için.

