Katsayıyla Kapatılan Hayaller

Bir sınavın sadece puanla değil, niyetle ve ideolojiyle ölçüldüğü yıllardan kalan bir yara…

Bazı hayaller yüksek sesle kurulur, bazılarıysa içten içe büyür. Ve bazıları daha ilk adımda sessizce kapatılır.

2000’li yılların başında Türkiye’de yüz binlerce genç, sabahları aynı hayalle uyanıyordu: “Üniversiteli olmak.” Kimisi doktor olmak istiyordu, kimisi mühendis, öğretmen ya da avukat. Kimse, “hangi lisede okudun?” sorusunun yıllar sonra bir kelepçe olacağını düşünmemişti. Ama oldu. 28 Şubat kararları yalnızca kıyafetle, görünüşle değil, sayılarla da hayatlara müdahale etti.
Ve bu müdahale, “katsayı” adıyla geldi.

Sınav Hepimize Aynı, Eşitlikse Yoktu!

İmam hatip liselerinde ve meslek liselerinde okuyan öğrenciler, ÖSS’ye (o zamanki üniversite sınavı) diğer öğrencilerle birlikte giriyor, aynı soruları çözüyor ama farklı çarpanlarla karşılaşıyorlardı.

Alan dışı tercih yapmak isteyen meslek lisesi öğrencilerinin puanı, 0.3 katsayısıyla çarpılıyor; bu da onları baştan yarış dışı bırakıyordu.

Bu sadece bir eğitim politikası değildi; açıkça bir yönlendirme, bir dışlama ve bir cezalandırma yöntemiydi.

“Sen burada okuyabilirsin, ama oraya gidemezsin.”
“Senin hayalin mühendislikse, onu başkası okusun.”
“Senin kaderin sınırlarla çizili.”

Bir Annenin Ağzından

“Kızım dereceyle imam hatipten mezun oldu. Doktor olmak istiyordu. O yıl puanı tıbbı kazanacak düzeydeydi ama katsayı yüzünden açıköğretime gidebildi. Geceleri ağlarken bana hep şunu soruyordu: ‘Anne, başkasının yaptığı hatanın bedelini ben neden ödüyorum?’ Cevap veremedim.”

Bu Sadece Bir Eğitim Meselesi Değildi

Katsayı uygulaması, yalnızca bir teknik düzenleme değil; belirli bir yaşam tarzının, bir aidiyet biçiminin, bir dünya görüşünün “makbul vatandaşlık” sınırlarının dışına itilmesiydi. Gençlerin eşit yurttaşlar olarak hayal kurma hakları ellerinden alındı.

Ve her hayal, sessizce bir sınıfın içinde, bir bankta, bir dilekçe formunda ya da bir tercih kılavuzunun sayfaları arasında kapatıldı.

Bugün…

Yıllar sonra katsayı uygulaması kaldırıldı. Ama kapanan hayallerin yerinde hâlâ izler var. Kendi çocukları üniversite sınavına girerken bile o yılların hesabını içinden sessizce soran anneler, babalar…

Mesleğini yapamasa da içindeki ukdeyle başka hayatlara destek olmaya çalışan yüz binlerce mezun… Ve hâlâ şunu soran gençler:

“Biz sadece okumak istemiştik. Neden bu kadar engellendik?”

Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.